Nasıl konuşmadan okulda bir çocuk çekmek için

Neden kafayı sıyırdım? Veteran zorlukta "Cathessis'in İmtihanı" oynanışı [Tek Part]

2020.01.05 15:24 Cathessis Neden kafayı sıyırdım? Veteran zorlukta "Cathessis'in İmtihanı" oynanışı [Tek Part]

Neden kafayı sıyırdım? Veteran zorlukta
Bir süredir grupta pek aktif değilim, aklım başka yerlerde. Kafayı yedim, mantıklı düşünemez oldum. Oda arkadaşım sonunda başardı. Beni de kendi gibi psikopat yaptı. Uzun bir yazı oldu ama ben neler yaşadığımı hepiniz okuyasınız diye maddelere ayırdım ve onları parça parça atacağım. Kafam hala yerinde olmadığından ve internet bulma olanağım da zor olduğundan yorumlara bakamayabilirim. Tek seferde okumak isteyenler için de profilime sabitleyeceğim postu. Bir nevi pandaflix gibi düşünün, yayınlanmadan okuyabilirsiniz böylece.
Burada yazılanlar tamamen gerçektir...
Üzüm üzüme baka baka kararırmış derler.
Sizlere bir derdimi anlatacağım. Öyle bir dert ki, beni aylardır içten içten yedi bitirdi. Bu dönemin başından beri yurtta 3 kişilik bir odada kalmaktayım. Biri sessiz, sakin, kendi havasında takılan biri. Zararı olmasın da faydası olmasa da yeter benim için. Asıl sorunun diğeriyle. Benle aynı yaşta, ama hazırlık okuduğu için 1. sınıfta bu sene.
Bugüne kadar bu platformda kimsenin şahsına sövmedim, meyve tabağı yapılan annelerden bir lokma da ben almadım ama bu yazı tamamen saf duygularımı yansıtacak ve kendime engel olamayıp argo da konuşabilirim. Yazdığım şeyleri silip yeniden düzenlemeyeceğim. Sadece yazım yanlışı varsa düzelteceğim.
Uzun olduğundan okumak istemeyenler için her bir paragrafın sonunda paragrafın konusunu maddeleyeceğim. İzninizle başlıyorum yazmaya.
Öncelikle nasıl bir ortamda yaşadığımı anlayın diye odamın çizimini buraya atıyorum. Burada bahsedeceğim kişi ise sağ taraftaki yatakta yatan kişi, resimde yer almıyor. Ama odanın yapısını görürseniz mesafe olarak ne kadar yakın olduğumuzu da anlarsınız.
📷

Sol altta ben varım, sağımdaki de bahsedeceğim kişi.
📷
Her ne kadar iletişimim tek taraflı olsa da daha önceden insanlarla haşır neşir olduğumdan insan sarrafıyım diyebilirim kendim için. Yılın başında o çocuğu gördüğümde onun sorunlu biri olduğunu ilk bakışta anladım. Bunu tipine bakarak yapmadım tabi ki. Her sorunlu insanın farklı belirtisi vardır. Benim ondan anladığım ilk belirtiler odaya geldiği 5 dakika içerisinde sürekli kendi konuşmak istemesi, konuşmayı sadece soru sorarak yapması ama boş sorular sormasıyla başladı. Değişik mimikleri, soru sorarken sırıtışı, jestlerinin tuhaflığı onun sorunlu biri olduğunu destekledi. Okuldan odaya geldiğim 2 saatte bana "Kanka window kelimesinin anlamı ne?" gibi boş sorular sordu. Boş dememin sebebi İngilizce hazırlığı bitirmiş olması, yine İngilizce bir bölümde okuması ve benle dalga geçermiş gibi basit şeyleri SÜREKLİ sorarak beni sınaması, ayaklı sözlük olarak kullanmasıydı diyebilirim. Sonrasında o meşhur meditasyonlar başladı. Suratı kaskatı kesilerek bağdaş kurup duvara yaslanıyordu. Kulağında müzik falan yokken o şekilde 1 saate kadar duruyor, arada kendi kendine konuşup kahkaha atıyordu. Başlarda korktum, bu ne yapıyor ki diye düşündüm. Artık sadece sinirimi bozuyor.
1- Anlamı olmayan, sadece beni sınamak için boş sorular sorması. Muhabbet açmak amaçlı değil bu sorular, sadece sormak için. Yoksa muhabbet olduğunda konuşmamız kötü değildi başlarda.
2- Mariz biri gibi uzun süreli kendi kendine konuşmalı, gülmeli, duvara yaslanıp bağdaş kurmalı meditasyonvari değişik hareket. "Ne yapıyorsun sen?" diye sorduğumda "Yok bir şey." demesi ve istifini bozmadan hareketlerine devam etmesi.
İlk günün gecesinde beni en çok sinir eden şeylerden birini yaşadım, şu an bunu yazarken (04:38'de) de yaşıyorum. Ne mi? Horlama... En nefret ettiğim şeylerden birisi kişinin horlamasıdır. Eğer ki sağlık açısından yapabileceği bir şey varsa, kişi toplu bir ortamda kaldığının bilincine vararak tedavi olmalıdır. Sağlıkla alakalı değilse yattığı pozisyonu değiştirmeli, yüksek yastık kullanmalı ya da her yerden temin edilen burun bantlarından kullanmalıdır. Daha da yapmıyorsa s*ktir olup gidebilir tek kişilik odaya ya da ayrı evine! Horlayan insana pek bir şey demem. Ama bu horlama traktör motoru gibiyse rahatsız olurum. Sırf rahatsız oluyorum diye başlarda akşamları 7-11 arası uyuyup o uyumaya başlayınca sabaha kadar uyanık kaldım ve okulla berber bunu yürütemediğimden ve horlama sesi varken uyuyamadığımdan gece saat 4-5 kaça kadar olursa artık bayılana kadar kulağımda horlamayı duyamayacağım kadar yükseklikte sesle müzik dinliyorum. En sonunda zaten istemsizce uyuyakalıyorum ve duyamıyorum horlamayı. Çocuk horlamaya başladığı anda uykumdan uyanıyorum ki anlam veremediğim şekilde uyurken odamda müzik çalsa, insanlar bağıra bağıra konuşsa uyanmam.
3- Ittıratlı bir şekilde genzinden ses çıkarması, horlaması. Traktör motoru gibi sesler çıkararak kafa s*ken horlama biçimi.
Psikopat olma yolunda minik adımlar atmaya başlıyorum bile. Sizler de benimle aynı gemidesiniz.
Horlama yüzünden kendi odamda uyuyamıyorum ki uykusuzluk bunun en büyük tetikleyicisi. Onunla aynı okuldayız, sırada sorduğu boş sorular hariç anlamlı sorular fakat sorudan sonra yaptığı y*rrak kürek hareketler var. Bana lab quizlerinde, midtermde falan neler çıkacağını soruyor. Onun aynı okulda bir üst dönemiyim. Ben de efendi efendi soylüyorum. Sonra gelip bana diyor ki, quizde benim söylediğim yerden çıkmış ama yapamamış ve sanki sınava ben girmişim gibi bana yıkmaya çalışıyor eksikliğini. BRE *MIN FERYADI! Neden? Nedeen! Sana söylemedim mi hoca C'de ne soracak ilk lab quizinde? Hem dediğime güvenmeyip bakmamışsın hem de bana hesap mı soruyorsun!
4- Nadan olması ve bana güvenmeyip kendi hatalarını da bana yıkmaya çalışması.
Devamında benim geçen seneki oda arkadaşımdan edindiğim mantıklı bir alışkanlıktan bahsedeyim. Her odada uzun bir halı var odanın ortasını doldursun diye ve buna yurt içinde gezinilen terliklerle basılıyor genelde. Ama yurtta insanlıktan nasibini almamış o kadar insan var ki tuvalete de giriyor o terlikle, dışarıdan ayakkabıyla yemekhaneye mal getirenler de öğrenciler de yemekhanede oluyor, odada da geziniyor ki ben geçen sene idrar yollarından enfeksiyon kaptım bu yurtta. Kullandığım ilaçlardan NEU değerim %2.7'ye düştü ki bu değer bağışıklık sistemiyle alakalı bir değer. Normalde %38.5-%78.5 arası olması gerek ve kemoterapi alanlarda bile bu %5 oluyormuş en düşük. O halde en ufak bir mikrop, bakteri ya da virüs bana uzaktan selam verdiğinde hasta oluyordum. Bunu atlatmak için o kadar ilaç kullandım ki böbreklerimden biri büyük ölçüde hasar gördü ve iyileşmesi için günde 4-5 litre su içtim aylarca. Bunun sebebi ise yurda başvuru yapılırken herkesin tahlillerini yaptırıp sonuçları temiz çıkarsa "Yurt ve benzeri toplu ortamlarda kalabilir" belgesini doktordan almayıp, yurdun tavsiye ettiği bir sağlık ocağına giderek oradan bu raporu TAHLIL falan olmadan direk almaları. Biri AIDS falan olsa da elini o pas tutmuş musluklara, kapı kollarına çizdirse ve biz de onları tutarken elimizi çizdirsek gitti işte hayatımız. İşte böyle bir ortamdan dolayı odaya girişte terliklerimizi çıkaralım dedim. Diğeri anında kabul etti çünkü aklın yolu bir. Ama ileride benim aklımı kaçırmama sebep olacak bu vasıfsız p*zeveng "hıhı, taaağm" gibi yarım ağızla kabullenmiş gibi yapıp her fırsatta içeri terlikle girdi. Başta ses etmedim, ona örnek olma amacıyla hep onun gözü önünde terliğimi odaya girince çıkarıp halıya öyle bastım. Ama bir sabah yataktan kalkıp halıya ayak bastığımda o terlik benim ayağımın altına gelince dayanamadım ve o andan itibaren her fırsatta uyardım ve en sonunda patladım tabi. Tabi bir insan onur, şeref ve haysiyetten yoksun olunca aldığı uyarılar ve yediği azarlar da tam etkili olmuyor. Yavaş yavaş terliğini çıkarmaya başladı oda girişinde ki arada bir hala terlikle basıyor...
5- Antanta varamadığımız ilk hareketlerinden biri. Yurtta her türlü pis ortamda gezinilen terlikle odada dolaşmak. Yetmedi, uyandığımda ayağımı bastığım yerde bu terliklerin olması.
Yazın hepimiz şortla, kısa kollularla gezeriz. Sıcak havalardan dolayı terleriz. Bu yüzden de sık sık duş almamız ve üstümüzdekileri değiştirmemiz gerekir. Bu çocuğun da ayakları leş gibi kokuyor. Olabilir, bu durumda ayağını yıkamasını da ben söylemeyim 20 yaşına gelmiş ve toplu bir ortamda yaşıyor. Odaya bir giriyorum oda ter ve Doritos peynirli karışımı kokuyor. Ben istemsizce öğürmeye başlıyorum tabi ki. Nefesimi alıp cama rush atıyorum ve camı açıp nefes alıyorum (evet hala devam ediyor bu). Başlarda çocuğa bir şey demiyordum. Sonra şakayla karışık oda Doritos peynirli kokuyor istersen çoraplarını bir değiştir dedim ki belki anlar. "Yok kanka cips yedim ondandır." diyor. Ulan masada mısırlı cips gibi bir şey var böyle kokması imkânsız. Hadi koktu, her seferinde mi cips vardı odada? Peki ya kokusu? Ter aromalı cips var da benim mi haberim yok? Ben bunu birkaç defa deyimce kalkıp çoraplarını değiştirmeye başladı. Çıkardığı biyolojik atık sınıfındaki çoraplarını da halıya bıraktı ki hala koku yaymaya dev ediyor. Akşam saat 10'da cam açık oluyordu. Çünkü kapattıktan 1-2 dakika sonra içerisi yine ter ve cips kokuyordu. Bu özelliği hala öğretemedim. Ter konusu çok ayrı, ona girersem 86 dizelik kaside çıkar, hiç gerek yok.
6- Koklayınca kusturan ölümcül ter ve ayak kokusu.
Yazarken uyuyakalmışım. Uyandım ve devam ediyorum. Yazın giydiğimiz şort ve kısa kollulardan bahsettim. İşte bu şahıs kışın da odada şort ve kısa kolluyla geziyor. Sıcak havalarda çorap giyiyordu, şimdi çorap da giymiyor. Diyeceksiniz ki sanane *mk sen me yapacaksın onun giydiklerini. Ama soğuk havada böyle giyinince başlıyor osurmaya. Oda leş gibi kokuyor. Uyanıkken bazen sesli bazen sessiz osuruyor, ama geceleri zart zurt. Yukarıdaki paragrafları yazarken 2 defa sesli osurdu. Ben az yemek yiyebilen birisiyim. Çabucak doyuyorum ama az yediğimden biraz sonra tekrar acıkıyorum. Bu yüzden arada sesli bir şekilde karnım gurulduyor, ben de karnım guruldamaya başlayınca bir şeyler tıkınmaya başlıyorum. İşte bu karnımın guruldadığı zamanlarda utanıyorum. Açlığımdan değil, çıkardığı sesten. Bazen uzunca guruldamanın dışında kısa bir şekilde gurulduyor ve bu da dışardan duyan birine osuruk sesi gibi gelebilir diye aç kalmamaya çalışıyorum. Benim karnımın guruldamasından utanmama rağmen bu şahıs kendi osuruğundan utanmıyor. Bugün de onun yerine ben utandım. Sık sık cam açılması gerekiyor çünkü dışarıdan gelen biri ter + ayak ve osuruk kokusunun oluşturduğu duvara çarpıyor ve anlık bir "Ne oluyor lan?" diye şaşkınlığa düşüyor. Sonrasında camı açmak için Usain Bolt'tan be hızlı bir şekilde cama koşuyor.
7- Osuruyor. Sesli, sessiz fark etmiyor. Ama kokusu ölümcül. Koku duyumun %30'unu kaybettim herhalde bununla aynı odada dura dura.
Yavaş yavaş delirmeye başladınız değil mi? Çünkü sona gelince deliler kulübüne giriş için size formu ben taktim edeceğim.
Önceden yazdığım gibi bana sürekli sorular sorması üzerine odaya girer girmez dışarıya ses gitmeyecek kadar müzik açıp bu şekilde duruyorum ki bana seslenirse duymayayım diye. İkimizin yatağı yan yana, arada 1 yataklık boşluk var. Yatak başlıklarımız ise aynı tarafta değil. Yani yatakta uzanırken birbirimizi çaprazdan görüyoruz. Bana önce normal sesleniyor. Çoğunlukla duymuyorum. Sonra yüksek sesle sesleniyor, bu sefer duymamazlıktan geliyorum. Çaprazda görüş açımda olduğu için elini sallarken aynı zamanda şıklatıyor, ben onu göreyim diye değişik hareketler yapıyor. Tabi ben bakmıyorum. Bu sefer de atar yapıyor, kendi kendine söyleniyor sinirli sinirli. Yani bana bakarak küfür etse de üstüne atlasam diye beklemiyorum değil. Düşünün ki okuldan geldiniz, yorgunsunuz. Tek istediğiniz biraz film izlemek, uzanıp bir süre gözlerinizi dinlendirmek ya da müzik dinlemek. Ve filmin/rahatlığın/müziğin en heyecanlı yerinde DAKİKA başı birilerinin size seslendiğini düşünün. Bir iki kere değil, aylarca... Arada bir patlıyorum ben de istemsizce. "Film izliyorum ikide bir rahatsız etme de önüme bakayım!" deyince de "Pardon kanka." deyip önüne bakıyor. 5 dakika sonra kaldığı yerden devam ediyor. Yanıma gelerek soru sorunca da görmezden gelemiyorum tabi.
8- Yatakta kendimle baş başa kalamıyorum. Bir film izlerken, müzik dinlerken, uzanırken sürekli bir şeyler soruyor. Duymazdan, görmezden gelmek de işe yaramıyor.
Aylardır Unity oyun motoruyla bir şeyler yapmaya çalışıyor. Başta bir yerlerden bakarak aynısını yapmaya çalışıyordu. Her küçük şeyi bana gösteriyordu ki belirttiğim gibi bu çok sinir bozucu. Yok adamı nasıl yürüttüm, haritayı çizebilmiş miyim, bu renkler olmuş mu? En son sorsa bjr nevi katlanılabilir ama küçük bir nokta koyunca bana gösteriyor ve delleniyorum. Son 1 haftadır da 32 bit bir karakter çizecek her adımını bana göstermeye çalışıyor ki sinirlerimi bozuyor. Karakter bir kılıç sallıyor, 3 tane 32 bitlik resimle ve bana onaylatıyor her küçük harekette.
9- Aferin almayı bekleyerek her b*ku bana onaylatması. Bur süre sonra "Seni de s*kerim yapacağın işi de!" dememek işten bile değil ama ben bunu dışa vurmadım henüz.
Odaya geldiğinden beri kulaklığının silikonu yok, tüm odaya konser veriyor. Kulaklık takarsam benim için sıkıntı yok, ama bazen gece bile müzik dinleyerek yatıyor ve ben kuduruyorum. . Bir bakmışsın türkü dinliyor oradan rocka oradan popa oradan rape. Herkesin müzik zevki ayrıdır. Karışmam, karışamam. Ama daldan dala atlayınca feleği şaşıyor insanın.
10- Rağm edermiş gibi, belki kapatır diye gözüne baktığım halde odada kulaklığıyla verdiği konserler. Bazen gece de vermeye devam ediyor ki sinir oluyorum.
Odadasınız, oturmuş bir şeylerle meşgul oluyorsunuz. Derken biri orta-yüksek sesle şarkı/türkü söylemeye başlıyor. Genelde "Faded" ve klasik türkülerden söylüyor ama sesi borazan gibi olunca ve bir insanda müzik kulağı da olmayınca kulak tırmalıyor. Tabağa kaşıkla vursam daha güzel ses çıkarır o kadar yani. Hele bir aralar da "Geceleeeğw geceleeeğw" diye o sesle şarkı söylüyordu ki çıldıracak gibi oluyordum. Bir de her şarkıda ezgiyi de değiştirip kendi yorumunu katıyor ki bu daha da kötü.
11- Iklanan bir hamal edasıyla, orta-yüksek ve borazan sesiyle ezgiyi tamamen değiştirerek şarkı/türkü söylemesi.
Gece odada bilgisayardan oyun oynaması. Şimdi bunu ben de yapıyorum. Ama odamdaki insanlar rahatsız olmasın diye geçen sene yurda gelir gelmez direk Quiet Mark sertifikalı bir sessiz fare aldım. Tıklama sesinde %90 gürültü azaltıyor. Ben bile bir tuşa bastığımda bazen duyamıyorum, sadece hissediyorum. Bu çocuk bilgisayarı açıp LoL'e girene kadar bile gereğinden fazla basıyor farenin tuşlarına. LoL'deyken zaten kırarcasına basıyor hem fareye hem de klavyeye. İlk maddelerde demiştim ya hani kendi kendine konuşmalı meditasyonvari hareketleri var diye, bir zaman sonra günlük hayatta da bunu yapmaya başladı ve oyun oynarken de kendiyle konuşuyor. Soruyorum "Kimle konuşuyorsun, sesli sohbet mi açık" diye. Sorunca kendi kendine konuştuğunu inkâr ediyor, "Kimseyle konuşmuyorum." diyor. Bunun da ötesinde örneğin saat 03:10 iken LoL'de anıra anıra küfrediyor. Kendimi tutuyorum, sakin ol Cathessis diyorum ve onu güzelce uyarıyorum. "Sakin ol bak oda arkadaşın uyuyor. Hem de gece saat 3 bak insanlar rahatsız olur." diyorum ve o da "Kusura bakma kanka." deyip birkaç dakika sakin kalıp yine devam ediyor. Benim yerimde başkası olsa orada önce yatırıp öldürene kadar s*'kerdi, sonra bir de ölüsünü s*kerdi.
12- Mihaniki bir tavırla, gündüzü geçtim gece bile oyun başında anırarak küfretmesi. Uyarınca da birkaç dakika susup sonra devam etmesi.
13- Söylediğim meditasyon(!) haricinde de kendiyle konuşması. Oyunda da kendiyle konuşması ve bunu inkâr etmesi.
Ben yılın başında uyanıp kahvaltıya giderken bu çocuğu uyandırıyordum. Çünkü aynı okulda, aynı bölümdeyiz ve ben bir üst dönemiyim. Kahvaltıya gidemesem de derslerimiz aynı saatlerde başladığından beraber gidelim, dersine geç kalmasın diye bunu yine uyandırıyordum. Hatta bir keresinde vizelerde bile geç kalıyordu sınavına ben uyandırdım buna acıdığımdan. Bir gün yatarken buna dedim ki "Sabah uyanınca beni uyandırır mısın?" o da kabul etti. Sabah bir uyandım ki ne okul kalmış ne ders. Beni uyandırmadan gitmiş. Gelince sakince dedim ki "Beni uyandıracaktın hani neden uyandırmadın?" o da "Unuttum kanka kusura bakma." deyip oyunun başına oturdu. Sonraki günlerde yine erken kalkmam gerekti çünkü dersim vardı. Yine ondan rica ettim beni kaldırabilir misin diye ama bir yandan da önceki "Unuttum kanka kusura bakma." demesi beni işkillendirdiğinden kendimce küçük bir şey yaptım. Sabah yine tüm dolapları, kapıyı çarpa çarpa hazırlanıyordu. Avını bekleyen timsah gibi, uyandım ama hareketsizdim ve nefes alışımı düzenli bir şekilde devam ettiriyordum ki uykuda sansın beni. Beni uyandırmadan çıktı odadan. Biliyorum ki tek seferde odadan çıkamaz, bir eşyasını unuttuğu için geri gelecekti. Duruşumu bozmadan yatakta durmaya devam ettim ve o odaya geri girdi. Dolabı açtı, bir şey aldı ve dolabı çarptı. Tam odanın kapısını açtı ki seslendim ona. Dönüp bana baktı. Çok sakince sordum "Neden beni uyandırmadın?" ve "Kanka uyuyordun o yüzden uyandırmadım." cevabını verdi. Tabi kan beynime sıçradı ve ufaktan kontrolümü kaybettim. "Lan zaten uyuyorum diye uyandırır mısın dedim sana yatarken! Eğer uyandırmayacaksan neden bana akşam uyandıracağını söylüyorsun!" dedim ve o da istersen yarın uyandırırım derken istemez deyip etrafta bir nesne aradım. Masada tabağın içinde portakal soyduğum bıçak duruyordu. O sırada çıktı gitti. Bıçağı aldım peşinden gidip böyle o bıçakla arkasından saldırmak istiyorum kapıya kadar gidince durdum. "Ne yapıyorsun Cathessis mal mısın?" dedim kendi kendime ve döndüm geri. O günden beri de masada asla bıçak bulundurmuyorum.
14- Erken kalkamazsam diye, sabah uyanınca beni de uyandırır mısın diye sorduğumda tamam deyip sabah uyandırmaması. Uyandırmayınca da "Uyuyordun o yüzden uyandırmadım." demesi...
Yılın başında birkaç kere Pringles aldım. Normalde almam, çok zengin biri değilim ama merakımdan aldım. Odada yediğim için de diğer iki kişiye de ikram ettim tabi ki. Ama yan tarafımdaki çocuk hayvan hayasızca Pringles'tan almaya başladı. O kadar hoşuna gitti ki bir an paketi g*tüne sokacak sandım. Yıl içinde odada yemek için alığım kuruyemiş, bisküvi, meyve artık her ne aldıysam hepsine dadandı. E ben de haliyle vermemeye başladım hiçbir şey ama ben yerken onun bakması da yüreğimi burktuğu için yine de tadımlık bir şeyler verdim. Aylar ilerledikçe benim de param suyunu çekti tabi. Odaya ne zaman girsem elinde cips, bisküvi vs. oluyordu. İstemeye istemeye bana uzatıyordu alır mısın diye ve ben daha alamadan çekmek istiyor ama galiba ayıp olmasın diye bir iki saniye bekliyordu yine de hakkını yemeyim. Eskiden Eti Puf aldığında bazen ikram ederdi, çünkü kendi de biliyordu benimkilere yumulduğunu. Sonra bam güm yemeye başladı. Yesin, yesin de ben oda arkadaşlarımın canı çekmesin diye dışarıda yiyip geliyorum böyle şeyleri bazen. Mesela çikolata yiyeceğim, paylaşamıyorsam aşağı kata iner yerim. Biraz dolanıp geri gelirim. Odada yesem bir de paylaşamayacağım bir şeyse ve onun da o an alacak parası yoksa hakkına girerim diye çok dikkat ediyorum.
15- Ne bulursa hayvan gibi gömmesi.
Yaklaşık bir ay önce ben Transformers izlerken normalde yatak başlıklarımız çapraz olduğu halde benim yattığım tarafta kendi yatağında duvara yaslandı. Güya pencereden dışarı izliyor ama filmdeki heyecanlı yerlerde bu da ses çıkarıyor. Her zamanki boş sorularının yanında "Ne izliyorsun?", "Ne oluyor?" gibi sorular soruyor ve filmi yorumluyor. Son zamanlarda da bilgisayarda ne yapsam yandan benim ekranı kesiyor. Kendince çok akıllı, dışarı bakar gibi yapıyor ama ben ona doğru gözümü çevirince onun da gözünü dışarı doğru çevirdiğini görebiliyorum bazen.
16- İzlediğim filme yorum yapıyor ve ben bilgisayar başındayken ne yapıyorum diye beni kesiyor.
Odamın resmini daha önce paylaşmıştım chatte ama bilmeyenler vardır. Odada 3 yatak ve 3 tane de dolap var. 2 şifonyer var. Ben yanımdakiyle ortak kullanıyorum. Üst çekmeceyi ben, alttakini ise o kullanıyor. Odada masamız yok, yemek yenilebilecek kafeterya (sadece masa sandalye ve televizyon var, kantini yok) 2 kat aşağıda olduğundan çoğunlukla yattığımız yerde yiyoruz ufak şeyleri. Ben elimden geldiğince dökmemeye çalışıyorum, ufak tefek dökülenleri de elimle toplayıp atıyorum. Ama bu yandaki eleman döktüğü kırıntıların üstünde yatıyor bile, ya da olduğu gibi yere çırpıyor. Geçenlerde sabah uyandım, yere bastım ayağımın altında bir şey hissettim. Kek, evet kek. Yatakta yemiş, sonrasında yere mi döküldü yoksa yataktakileri yere mi savurdu bilmem benim olduğum yere kadar gelmiş. Halı hep kırıntı dolu. Acaba temizlemeye teşebbüs eder mi diye bakıyorum ama yüzsüzün önde gideni, ben de hiç ellemedim. 2 gün sonra temizlikçiler geldi de temizledi. Halıya bakarak neler yediğini az çok anlayabiliyorum. Yerler susam doluysa simit yemiştir, uzun beyaz çubuklar varsa Eti Puf yemiştir gibi tahmin edebiliyorum. Ben dönem başında yemek için ton balığı konservesi alırdım ki bugüne kadar yediğim bir şey değildi. Alma sebebim de yurttaki yemekler motor yağlı ve ölümcül olduğundan ne zaman yesem hem tüm sindirim sistemini bozuyor hem de sabah aynada 3 adet nur topu gibi sivilceyle karşılaşıyor olmamdı. Ama ben bu konserveyi odada mı yiyordum? Tabi ki hayır. Hem canları çekmesin hem de oda kokmasın diye aşağıdaki kafeteryaya inip orada yiyordum ki zaten orası genelde boş oluyor. Hala da buna benzer bir şey yiyeceğimde kafeteryaya inerim ama bu çocuk paramın bittiğini biliyor, AÇ olduğumu biliyor bir de gözümün önünde poğaçayla simidi gömüyor...
17- Nikaragua kabilesinden yemek yemeyi bilmeyen duygusuz bir p*zeveng.
Bir gün bilgisayar başında Skyrim oynarken bu odadan çıktı ve bir 40-45 dakika sonra odaya girip ben gittim geldim hala mı onun başındasın? Bir kalk hava al." dedi. Öyle bir sinirlendim ki gülmeye başladım. Çünkü bana bunu diyen, benim oynadığım şeyi beğenmeyip küçümseyen 20 yaşındaki çocuk(!) tabletle gözü arasında en fazla 10 santimetre mesafeyle 3 saat Clash of Clans oynayan birisi. Bir de öyle bir oynuyor ki Fatih İstanbul'u kuşatırken yüzünü o kadar kasmamıştır. Sonraları bu Clash of Clans oynama saati daha da arttı. Çok zevkliymiş öyle diyor bir de.
18- Legendary zorlukta oynadığım oyuna 2 IQ'su ile laf edip o daha portakalda vitaminken içinden geçtiğim oyunu üstün tutması.
Önceki maddelerde kulaklığıyla konser verdiğini anlatmıştım. Şimdi kulaklık da yok. Yatarken oradaydı kayboldu diyor. G*tüne mi girdi ne yaptı kulaklık bilmiyorum ama artık kulaklığı da olmadığından sesi açarak oyun oynuyor. Rüyamda "Minyonların harekete geçmesine ... saniye" ya da " Rakip destan yazdı" sesleri duyuyorum yeter artık. Youtube'de genelde KFC Barış videoları açıp izlerdi. Barış güldükçe anırarak güler, geri sarar yine gülerdi ve bunu bir videoda birçok kez tekrarlardı. Bunu yazarken ben de gülümsüyorum. O kadar sinirliyim ki kızamıyorum, dut görmüş ipekböceği gibi sırıtıyorum. Bir gün bu Elraen'in videolarını izlerken ve kahkaha atarken sesi kısmasını söyledim ve "Karınca Çiftliğim" diye çok sevdiğim bir kanal var onu izleyebilirsin dedim. Daha önceden de timsahlı bir videosu vardı izlemiştim dedi ama kanalın adını bilmiyornuş herhalde ki benden öğrenince gece gündüz son ses izlemeye başladı. Ben uyardıkça kısıyor ama biraz sonra kademe kademe açıyor sesi. Gecenin köründe insanlar bunun izlediği videoların sesini dinliyor.
19- Artık kulaklığı da yok ve son ses bir şeyler dinliyor.
Oda bunun yüzünden bok gibi koktuğu için odada sık sık cam ve kapı açılıyor. Oda bir dakika havalandırılıp sonra kapı ve cam kapatılıyor. Geçtiğimiz günlerde kapıyla camı açtı ve odadan çıktı. Kapının önünde soldan sağa geçiyor, koridorun sonuna kadar gidip geri dönüyor. Sağdan sola geçerken odaya bakıyor ve ben onu zaten bakışlarımla beklediğimden önüne bakıp devam ediyor. Sona gidip geri dönüyor, geçerken yine odaya bakıyor ve ben de bakışlarımı ona sabitliyorum ve önüne bakıp devam ediyor. 10 kere sağa 9 kere de sola gitti. En sonunda yine sola doğru gidecekken çağırdım bunu. Ben: C, O:O
B: Madem cam açıyorsun neden kapatmıyorsun? O: Kanka hava alsın diye açtım. Cam benim tarafta ya cereyanda kalmayım diye dışarı çıktım. B: O camı açıyorsan odadan çıkmayacaksın! S*ke s*ke orada bekleyeceksin. Havalanınca da kapatacaksın! O: Üşüdüysen kapat kanka B: Be 'mına koyduğumun salağı senin açtığın camı da mı ben kapatayım!
Sonrasında camı kapattı. Anlaşılmayan bir şeyler söyleyip s*ktir olup gitti. Dahası da var. Dün akşam saat 10 gibi odaya girdi. Bir yudum su içti. Camı açıp dışarı çıktı. 2 saat oldu gelmedi odaya. Gelse çok yaratıcı şeyler var söylemek istediğim ama gelmedi. Saat 12'yi biraz geçerken en son ben kapattım.
20- Noktainazarıma gore sırf bana inat olsun diye camı açıp kapatmaması, odada g*tümüzün donması. Neden kapatmıyorsunuz diye sorarsanız da kimse onun kölesi değil ki kalkıp kapatsın.
Sabah, öğle, akşam. Ne zaman olduğu fark etmeksizin uyuduysa ve ben uyanıkken kalktıysa direk "Saat kaç?" diye sorar. Ben cevaplamazsam yine sorar ve ben kanser olurum çünkü zaten telefonuyla beraber yatıyor ve tek yapması gereken telefonunun tuşuna basmak ve saate bakmak. Bu ufak hareket beni ne kadar kanser etti anlatamam sizlere. Düşünün, saat akşam 6 ya da 7. Bir traktör gibi horuldayarak uyumuş bir de gözlerini aralayıp "Saat kaç?" diyor. Söylüyorsunuz geri uyuyor. Az sonra bir daha... Sırf birine saat kaç diye sordular diye kavga çıkmıştı ve haberlerde göstermişlerdi. En sonunda ona dönecek bu olay da.
Yarın (6 Ocak’ta) Matematik finali var ben notlara bakıyorum bu da arada kendiyle konuşa konuşa çözüyor, fısıltıyla x kare aldım falan diyor. Kendiyle konuşmadan duramıyor...
Bunlar sadece aklıma gelenler. Unuttuğum, hatırlayamadığım daha neler var ki bende B12 de yok birçok şeyi hatırlayamıyorum zaten.
Bu çocuk ve bunun inadı yüzünden Karadeniz'e ve Karadeniz'lilere, özellikle de Bartın'lılara bir nefretim var artık.
/* Bir gün parayı basıp bir sürü travesti tutacağım. Bunu da Karadeniz'in bayırlarına yatırıp yağmurun altında, kayalara çarpan dalga sesleri ve fırtına eşliğinde s*ktire s*ktire çoğaltacağım. Sonra her biri ayrı işkencelerle öldürüp ölüsünü s*ktirteceğim. */
·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·
Örnek bir gün (3 Ocak)
-Dolapları sertçe kapatıyordu sabah sabah. Bayağı fazla çarptı dolapları, sanki bilerek beni uyandırmak ister gibi. 1 dakikada 7-8 kere belki. Bir şey alıp kapatıyordu sertçe, sonra açıp başka bir şeyler yapıp yine kapatıyordu (bu yüzden uyandım). En sonunda uykudan uyandım ama gözümü açmadım, nefes alışverişime düzenli bir şekilde devam ettim onu dinliyorum. Fısıldaya fısıldaya kara büyü yapar gibi bir şeyler diyordu.
-Kafamı kaldırdıığımda onun ayakta sanki beni izler gibi durması, göz göze gelmemiz ve sanki suçluymuş gibi hareketlerle odanı uzak köşesine gitmesi. (Artık o kadar sinir bozucu bir hal ki bu gözümü açtığımda onun bana bakıyor olması bir iki kere daha yaşanmıştı.
Ne fısıldıyorsun diye sorduğumda fısıldamasının sebebini bugün okulda dersi olmasına bağladı.
-Uyandıktan biraz sonra dışarı çıktı ve elinde bir poşetle odaya geri döndü. Belli ki alışveriş yapmıştı. Poğaça ve aç bitir salam çıkarıp yemeye başladı. Uykudan yeni uyanmışım az sonra oda salam kokuyor... Ben sırf canları çekmesin ve oda da kokmasın diye aşağıda yiyorum, bunun yaptığına bak.
-Odada ikimiz varız, diğeri okulda. Camdan telefonuna gelen işığı duvarlara yansıtıyor. Sanki hayatında ilk defa görmüş gibi bakıyor. Kediler lazeri yakalamaya çalışır ya, yapsam harbiden de lazer ışığının gittiği yere atlar. Bir yandan da ayak parmaklarını sürtüyor. Artık hiçbir hareketine tahammül edemediğimden bu sürtme sırasında çıkan ses de sinirlerimi bozuyor.
-Yatakta gözümü kapatıp 5-10 dakika durdum, gözümü açtığımda bana bakıyordu ve gözlerini hemen sağına, halıya doğru çevirdi. Uyurken beni inceliyor *mk.
-Dolaptan şortunu alması, sol kolunu arkadan dolandırıp yatağa şort fırlatması ve şort yatağın yanına çarpıp yere düşünce küfretmesi. Klasik değişik hareketleri işte.
-Akşam yemeğinde klasik musakka var ve ben yemeyeceğim. Yine mi bunu yiyeceğiz *mk diyerek odadan çıkması. Bunu yaparken kapıyı önce kendine çekip sonra kolu çevirmesi. Kapatırken de kapıyı sertçe kendine çekmesi. Kapıda amortisör mü var da çarpıyorsun!
-Akşamüzeri başlayıp gece saat 3'e kadar kulaklıksız Elraen izlemesi. İzlemene bir şey demiyorum da sağır mısın da sesi sonuna kadar açıyorsun. Sürekli uyarıyorum kısıyor sonra geri açıyor. Bir de komik yerlerde geriye alıp tekrar tekrar gülmesi.
-Uykuya dalar dalmaz horlamaya başlaması elbet. Yastığa kafanı koyar koymaz nasıl horluyorsun anlamadım ya...
Artık nefes alması bile bana batıyor. 2 haftadır çocuğu gördükçe sol tarafımın boynumdan başlayıp yukarı doğru bir çizgi halinde kasılmasına ve sımsıcak olmasına sebep oluyor. Yarın sınavım var ama ben sinirimden derslere bile bakamıyorum. Neden böyle oldu her şey anlamıyorum ve bu durumumdan bir an önce kurtulmak istiyorum. Bana akıl verin, psikoloji okuyanlar varsa desteklerini bekliyorum.
submitted by Cathessis to u/Cathessis [link] [comments]